Prof. Demir, Meclis’te Okul Saldırganlarının Tehlikeli Profilini Açıkladı

Prof. Demir, Meclis'te Okul Saldırganlarının Tehlikeli Profilini Açıkladı

Eğitim alanında önemli bir uzman olan TOBB Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hilmi Demir, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Araştırma Komisyonu’nda yaptığı sunumda, son dönemde yaşanan okul saldırılarının faillerinin profillerine dair çarpıcı bulgular paylaştı. “Yeni Nesil Çeteler ve Radikalleşme” adlı kitabın yazarı olan Demir, 2000’li yıllardan itibaren öğretmenlere ve öğrencilere yönelik saldırıların arttığını vurguladı. “Bu tür olaylar, 2024 itibarıyla değişen bir profil göstermeye başladı. Ben bunu ‘manifesto bırakan toplu katiller’ olarak adlandırıyorum,” dedi.

Demir, son zamanlarda meydana gelen saldırılara dair iki failin profil analizini aktararak, İsa Aras’ın 14 yaşında, iyi bir eğitim almış bir çocuk olduğunu belirtti. Aras’ın bıraktığı manifestoda, toplumun değerlerine tamamen karşı olduğunu ve ahlaki normları reddettiğini ifade etti. Bir diğer saldırgan olan 19 yaşındaki Ömer Ket ise Nazi ideolojisine sahip olduğuna ve İslam karşıtı bir tutum benimsediğine dikkat çekti. Demir, Ket’in yalnızlık hissi ve toplumdan yabancılaşma yaşadığını kaydetti.

Radikalleşme sürecinin her iki fail için ortak bir nokta olduğunu vurgulayan Demir, manifestoların bu tür katillerin ideolojilerini, hedeflerini ve amaçlarını ifade ettikleri metinler olduğunu söyledi. Manifestoların, şiddeti yücelten ve öldürmeyi bir tür tanıtım aracı haline getiren içerikler barındırdığını ifade etti. Türkiye’de daha önce de manifesto bırakan katiller olduğunu belirten Demir, Eskişehir’deki 2024 saldırısını örnek göstererek, “O da bir manifestoya sahipti,” dedi.

Prof. Dr. Demir, her okula polis yerleştirmenin mümkün olmadığını, bu nedenle önleyici müdahalelerin şart olduğunu belirtti. ABD ve Kanada’daki istihbarat birimlerinin bu tür vakaları terör eylemi olarak değerlendirdiğini ifade eden Demir, dijital radikalleşmenin hız kazandığını ve bu konuda Türkiye’de de ciddi bir tehlike bulunduğunu öne sürdü. 13-14 yaşındaki çocukların katil olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirten Demir, “Bu bireysel bir şiddet değil, örgütlü şiddetin bir dışa vurumudur,” dedi.

Saldırganların eylem gerçekleştirmeden önce dijital ortamda planlarını paylaştıklarını belirten Demir, bu sızıntıların tehlikeli olduğunu vurguladı. Emniyet birimlerinin bu tür dijital belgeleri doğru bir şekilde analiz edecek uzmanlığa sahip olmadığını belirten Demir, radikalleşme konusunda Türkiye’de yeterli uzmanlık alanının bulunmadığını ifade etti. Örnek olarak, Eskişehir’deki saldırganın Avustralya’daki bir seri katilden etkilendiğini belirtirken, radikalleşme sürecinin ciddiyetine dikkat çekti.

Author: Elif Şahin