1795’te “Korsanların Kasa”sı Olarak Keşfedilen Oak Adası’nın Gizemi: 200 Yıldır Elde Edilemeyen Hazine

1795'te

1795 yılında “korsanların kasası” olarak adlandırılan bir yer, iki asırdır insanları büyüleyen bir sırra ev sahipliği yapıyor: Nova Scotia’nın Oak Adası. Bu küçük kara parçasının derinliklerinde, kimsenin hayal edemeyeceği bir servetin gizlendiği söyleniyor. Ancak, adadaki tuzaklar ve üzerindeki lanet, bugüne kadar adaya ayak basanların başına pek çok talihsiz olay getirdi.

Her şey, 16 yaşındaki Daniel McGinnis’in 1795 yazında adayı keşfetmesiyle başladı. Genç, ormanın derinliklerinde, garip bir şekilde budanmış bir meşe ağacı ve hemen altında çökmüş bir kuyu buldu. Define bulduğunu düşünen Daniel, ertesi gün arkadaşlarını yanına alarak kazı yapmaya başladı. Fakat gençler, yalnızca 9 metre derinliğe inebildiler ve kuyunun dibine ulaşmayı başaramayınca çalışmalarına son verdiler. Çevre kasabalardan yardım talep ettiklerinde, yaşlı bir kadının anlattığı korkutucu hikaye, adanın karanlık geçmişini ortaya koydu. “Zamanında adada garip ışıklar ve ateşler belirdi. Olayı araştırmak için bir grup adam yola çıktı ama bir daha hiçbiri geri dönmedi, iz bırakmadan kayboldular!”

Zamanla, adaya profesyonel bir ekip geldi. Kazı yapmaya başladıkça, karşılaştıkları tuzaklar ve yapılar, buranın sıradan bir yer olmadığını gösteriyordu. Her üç metrede bir meşe kütüklerinden yapılmış setlerle karşılaşan ekip, derinleştikçe kömür, cam macunu ve Hindistan cevizi lifleri buldu. 27 metreye ulaştıklarında ise şifreli işaretler taşıyan bir taş buldular. Bir profesör, yüzyıllar sonra bu taşın şifresini şu şekilde çözdüğünü iddia edecekti: “10 adım aşağıda iki milyon sterlin yatıyor.” Ancak, bu sırada bir bubi tuzağı tetiklendi ve gizli bir su kanalı patlayarak kuyuyu okyanus suyuyla doldurdu. Ne kadar boşaltsalar da, okyanus suyu anında geri doluyordu.

1849 yılında başka bir şirket, modern ekipmanlarla adaya geldi ve içi para dolu iki fıçı ile üç küçük altın zincir buldu. Ancak bu değerli altın halkalar kısa süre içinde kayboldu. 1965’te ise adanın laneti bir kez daha acı yüzünü gösterdi. Bob Restall ve ailesi, tüneli boşaltmaya çalışırken tünel çöktü; Bob’u kurtarmaya çalışan oğlu ve iki işçi dahil olmak üzere dört kişi okyanus sularında hayatını kaybetti.

Son olarak, bu yılın ocak ayında yapılan kazılarda, Milattan Sonra 2. yüzyıla ait olduğu düşünülen antik bir Roma kılıcı bulundu. Bu keşif, tarihin yeniden yazılmasına sebep olabilecek nitelikte; çünkü Romalıların, Kolomb ve Vikinglerden çok daha önce Kanada’ya ulaştıklarını ve burada yerli halkla çatışmalara girmiş olabileceklerini gösteriyor.

“Oak Adası’nın Laneti” adı altında büyük bir belgesel serisine konu olan bu gizemli çukurun kimin tarafından yapıldığı ise hala bir muamma. Tapınak Şövalyeleri, korsanlar, Aztekler, Romalılar ve hatta uzaylılar gibi birçok teori öne sürülüyor, ancak 221 yıldır net bir cevap bulunamadı.

Son yapılan araştırmalar, uzmanların hazine avcılarının yanlış yerlerde kazı yaptığını ortaya koydu. Yeni teoriye göre, “Para Çukuru” aslında devasa bir tuzak ve asıl hazine, çukurun dışındaki tünellerin içinde, toprak yüzeyinin hemen altına gizlenmiş durumda. Milyonlarca sterlin değerindeki hazine, belki de hiç beklenmedik bir yerde saklı.

Author: Elif Şahin