Türk İş Dünyasında Güven Duygusu: İyimserler ve Kötümserler Arasında Denge

Global iş güveni araştırması sonuçlarına göre, Türk iş dünyası, iyimserler ve kötümserler arasında neredeyse eşit bir şekilde bölünmüş durumda. Önceki çeyrekte daha güçlü bir görünüme sahip olan güven, şu anda zayıflamış bir seyir izliyor. Grant Thornton Türkiye Vergi Bölüm Başkanı Ahmet Cangöz, bu durumu şöyle değerlendiriyor: “Gelir artış beklentileri yüksek olmasına rağmen, kârlılık ve istihdam beklentilerinde gerçekleşen keskin düşüşler, işletmelerin büyümeye rağmen maliyet baskılarıyla başa çıkmada zorlanacaklarını gösteriyor. Bu durum, verimlilikteki azalış ve maliyet enflasyonu tahminleriyle ilgili olabilir. Ayrıca İran ile başlayan jeopolitik gerginlik, durumu daha karmaşık hale getiriyor. Böyle bir ortamda, vergi planlaması ve nakit akışı yönetimi kritik öncelik kazanıyor.”

1. **Enflasyon Muhasebesi Ertelemesi: Riskler Göz Ardı Ediliyor mu?**
Enflasyon muhasebesinin ertelenmesi, reel kazançlar yerine nominal kârlar üzerinden vergilendirmeye yol açabilecek bir durum olarak değerlendiriliyor. Katılımcıların %69’u bu konuda herhangi bir endişe hissetmediğini ya da yalnızca sınırlı düzeyde kaygı duyduğunu ifade ederken, %31’lik bir kesim orta-üst düzeyde endişeli olduğunu belirtiyor. Cangöz, enflasyon muhasebesi ertelemesinin olumlu karşılandığını kabul etmekle birlikte, kalıcı enflasyonun etkilerine dikkat edilmesi gerektiğinin altını çiziyor: “Bu sonuçlar, özkaynakların erime riski konusunda yeterince farkındalığın oluşmadığını gösteriyor. Enflasyon muhasebesi, işletmelerin gerçek kârlılığını ve yatırım potansiyelini korumak açısından kritik öneme sahip. Ertelemenin sürmesi, yüksek enflasyon ortamında sermaye tabanını gizlice aşındırabilir ve bu riski göz ardı eden işletmeler ileride zor kararlarla karşılaşabilir.”

2. **Yeni Vergi Düzenlemeleri: Orta-Ağır Etki Beklentisi**
2026 itibarıyla yürürlüğe girecek olan %10 Yerel Asgari Kurumlar Vergisi ve Küresel Asgari Vergi (Pillar 2) düzenlemeleri konusundaki beklentiler incelendiğinde, katılımcıların %70’i bu düzenlemelerin orta veya daha fazla bir etki yaratacağını öngörüyor. Cangöz, bu durumun yalnızca teknik bir uyum meselesi olmadığını belirterek, etkin bir vergi planlamasının hayata geçirilmesinin önemine işaret ediyor: “Katılımcıların %70’inin orta-üzeri etki beklentisi, bu düzenlemelerin işletmelerin nakit akış planlamasını ve yapısal vergi stratejilerini yeniden gözden geçirmesini zorunlu kıldığını gösteriyor. Özellikle uluslararası faaliyetleri olan şirketler için Pillar 2 hesaplamalarının doğru yapılması ve etkin bir vergi planlaması hayati önem taşıyor.”

3. **Dijital Denetim ve Vergi Teknolojileri: Hazırlık Süreci Hızlanıyor**
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın e-defter ve e-fatura analizlerinde yapay zeka kullanımını artırmasıyla birlikte, işletmelerin uyum yatırımlarına verdikleri öncelik de artış gösteriyor. Katılımcıların %74’ü bu alanda orta-yüksek-kritik öncelik atadıklarını belirtiyor. Bu eğilim, sadece vergi mükellefi şirketleri değil, onlara denetim ve danışmanlık hizmeti sunan kuruluşları da doğrudan etkiliyor. GİB’in dijital denetim kapasitesinin artması, hizmet sağlayıcıların teknolojiyi benimsemelerini zorunlu kılıyor. Cangöz’e göre, işletmelerin vergi teknolojisine yatırım yapmaları şart; ancak dış danışmanların da teknolojik yetkinliklerini artırmaları kaçınılmaz hale geliyor: “Maliye’nin yapay zeka destekli denetim kapasitesinin hızla genişlediği bu dönemde, hem vergi mükellefi işletmelerin hem de onlara denetim ve danışmanlık hizmeti sunan kuruluşların uyum yükümlülüklerini proaktif bir bakış açısıyla ele alması kaçınılmazdır.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir