Türkiye’nin “Türkiye Yüzyılı” vizyonu çerçevesinde sermaye hareketliliklerine yönelik vergi muafiyetlerinin artırılacağı yönündeki haberler, kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, sekizinci kez gündeme alınması planlanan “Varlık Barışı” düzenlemeleri hakkında sert bir eleştiri yaptı. 1989 yılından bu yana uygulanan “kaynak girişi” serbestisinin Türkiye’yi nasıl krizlerle yüzleştirdiğini ve Gri Liste nedeniyle yaşanan utancı çarpıcı verilerle açıkladı. Başak, bu afların vergi adaletini zedelediğini ve yasadışı yollarla yurtdışına çıkarılan suç gelirlerinin “aklanma kapısı” haline geldiğini vurguladı.
Başak, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Kaynak Girişi ve Varlık Barışı” konularını ele aldı. 1989 yılında yurtdışından kaynak girişinin serbest hale geldiğini belirten Başak, bu durumun bankalar aracılığıyla kontrolsüz bir şekilde açık pozisyona dönüşmesine yol açtığını ifade etti. Sonuç olarak, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük üç ekonomik krizinin yaşandığını hatırlattı.
2009 yılında yapılan değişiklikle birlikte, yurtdışındaki kaynakların reel sektör tarafından kontrolsüz bir biçimde açık pozisyona tabi tutulduğunu belirten Başak, bu süreçte açık pozisyonların 66 milyar dolardan 211 milyar dolara fırladığını ve bu durumun rezervlerin büyük ölçüde tüketilmesine neden olduğunu vurguladı. 2011 ve 2021 yıllarında Gri Liste’ye girilmesi sonucu Türkiye’nin büyük bedeller ödediğini kaydeden Başak, bu tür afların genellikle olağanüstü dönemlerde çıkarıldığını ancak ardışık olarak devam etmesinin toplumsal adaletsizlik hissini arttırdığını dile getirdi.
Başak, yurtdışından gelmesi beklenen varlıkların çoğunun burada vergi kaçırılan kaynaklar ve suç gelirleri olduğunu belirtti. Bu paraların yasadışı yollarla yurtdışına çıkarıldığına ve sonrasında vergisiz bir şekilde geri döndüğüne dikkat çekti. Hükümete, kaynakların rasyonel kullanılması, israf ekonomisi ve yolsuzluklar konusunda gerekli tedbirleri alması gerektiğini söyleyerek, bu düzenlemelere artık ihtiyaç kalmayacağına inandığını ifade etti.
Son olarak Başak, Türkiye’nin üçüncü bir Gri Liste ile karşılaşmanın yükünü taşıyamayacağına vurgu yaparak, çıkarılacak yeni düzenleme ve denetimlerin bu gerçekleri dikkate alarak oluşturulması gerektiğini belirtti.