İş hayatında en çok merak edilen konulardan biri olan fazla mesai ve fazla sürelerle çalışma hakları, kanuni sınırlarıyla yeniden gündemde. Türkiye Gazetesi yazarı SGK Uzmanı İsa Karakaş, çalışanların alın terinin karşılığını eksiksiz alabilmesi için İş Kanunu’ndaki kritik detayları ve bilinmeyen hesaplama yöntemlerini köşe yazısında açıkladı.
İş hayatında fabrikalardan plazalara, şantiyelerden hizmet sektörüne kadar milyonlarca çalışan gününün büyük bir kısmını mesaide geçiriyor. Ancak dökülen her damla terin hukuki karşılığı ve kanuni sınırları çoğu zaman gözden kaçabiliyor. Modern çalışma hayatında hak kaybı yaşamamak adına İş Kanunu’nun sunduğu imkânları ve yasal hakları bilmek büyük önem taşıyor.
Mevcut İş Kanunu’na göre fazla mesai hesabı günlük çalışma saatleri üzerinden değil, haftalık esaslara göre belirleniyor. Kanunen bir işçinin haftalık yasal çalışma süresi 45 saat olarak uygulanıyor. İşveren, yönetim hakkı kapsamında işin niteliğine göre haftanın bazı günlerini yoğun, bazı günlerini ise daha hafif planlayabiliyor; ancak haftalık toplamın 45 saati aşmaması şartı aranıyor.
Fazla mesai süreklilik arz eden bir durum olmayıp hukuki tabirle geçici (arızi) bir çalışma sayıldığından, işten ayrılırken hesaplanan kıdem tazminatına dâhil edilmiyor. Buna karşın yapılan fazla mesai ödemeleri, emekli maaşının hesabında dikkate alınıyor ve gelecekte daha yüksek emekli maaşı alınmasında kritik bir rol oynuyor.
Çalışanların sıklıkla karıştırdığı konuların başında sözleşmedeki çalışma süreleri ile yasal sınırlar arasındaki fark geliyor.
Eğer iş sözleşmenizde haftalık çalışma süresi yasal sınır olan 45 saatin altında, örneğin 40 saat olarak belirlenmişse, 45 saate kadar yapılan ekstra çalışmalar “fazla sürelerle çalışma” olarak adlandırılıyor. 45 saati aşan kısımlar ise doğrudan “fazla çalışma” kabul ediliyor.
Bu iki kavram arasındaki fark doğrudan cebe yansıyacak ücret oranını belirliyor. Örneğin, haftalık sözleşmeli çalışma süresi 40 saat olan bir işyerinde haftada 44 saat çalışan bir işçinin aradaki 4 saatlik çalışması 45 saatin altında kaldığı için yüzde 25 zamlı ödeniyor.
Buna karşılık, haftalık yasal süresi 45 saat olan bir işyerinde haftada 47 saat çalışan bir işçinin 45 saati aşan 2 saatlik ekstra emeği yüzde 50 zamlı olarak hesaplanıyor.
İşçiler, yoğun çalışma temposunun ardından zamlı ücret almak yerine dinlenmeyi tercih edebiliyor. Kanun, çalışana zamlı ücret yerine serbest zaman (mazeret izni) kullanma imkanı sunuyor.
Bu kapsamda 45 saati aşan fazla çalışmanın her 1 saati için 1 saat 30 dakika, fazla sürelerle çalışmanın her 1 saati için ise 1 saat 15 dakika serbest zaman hakkı kazanılıyor.
Kazanılan bu izinlerin 6 ay içinde, aralıksız ve maaştan herhangi bir kesinti yapılmadan kullanılması gerekiyor. Ancak kritik bir detay olarak, bu izinlerin resmî tatil ve haftalık izin günlerine denk getirilerek kullanılmasına izin verilmiyor.
Kanun, çalışma hayatındaki riskleri ve insani şartları göz önünde bulundurarak belirli iş kollarında ve bazı çalışan gruplarında fazla mesai yapılmasını kesin kurallarla engelliyor.
İş kolları açısından bakıldığında; sağlık kuralları gereği günde en fazla 7,5 saat çalışılması gereken riskli işlerde, maden ocakları, tünel inşaatları, kanalizasyon ve kablo döşemesi gibi yer ile su altında yürütülen faaliyetlerde ve gece saatlerine denk gelen gece vardiyalarında fazla mesai yaptırılamıyor.
Çalışan grupları açısından ise 18 yaşını doldurmamış genç işçilere, sağlık durumunun elvermediğini hekim raporuyla belgeleyenlere, gebe, yeni doğum yapmış ve çocuk emziren kadın çalışanlara fazla mesai yaptırılması yasaklanıyor.
Ayrıca kısmi süreli (part-time) iş sözleşmesiyle çalışan kişilere de fazla mesai veya fazla sürelerle çalışma yaptırılamıyor.
