Prof. İsmail Ateş: 20 Maddede Sanatını Anlama Rehberi

Prof. İsmail Ateş: 20 Maddede Sanatını Anlama Rehberi

Yusuf Arslan
4 Haziran 2026

Uzun bir süredir, sanatçıları tanıtıcı bir rehber hazırlamak için çalışıyorum. Bugünkü konuğum ise, İstanbul’un önde gelen sanatçılarından Prof. İsmail Ateş. Onunla birlikte soyut geometrik resmi daha iyi anlamaya çalışacağız. İsmail Ateş, alışılmışın dışında bir geometrik form ressamı olarak dikkat çekiyor. Renk simgeciliği ise oldukça özgün ve derinlikli. Doğu-batı diyalektiği ile ilgili bakış açısı, sanat dünyasında kendine özel bir konum edinmesini sağlıyor. Şimdi, “İsmail Ateş Okuma Kılavuzu”na göz atalım.

Kısaca İsmail Ateş
Prof. İsmail Ateş, özgün bir sanatçı ve seçkin bir akademisyendir; soyut-geometrik resmin önemli temsilcilerindendir. 1980’li yıllarda geliştirdiği biçim dili, simetri-asimetri, yatay-düşey, düzlem-derinlik gibi karşıtlıklar üzerine inşa edilmiştir. Resimlerinin temelini oluşturan yalın ve belirgin formlar, 1960’lar ve 1970’ler sonrasında etkili olan soyutlama, kinetik sanat ve minimalizm akımlarının estetik anlayışına paralellik taşır.

İsmail Ateş’in Resmine Giriş: Tuvalin Önünde Durmak
İsmail Ateş’in bir tablosunun önünde ilk kez duran izleyici genellikle ne yapacağını bilemez. İzleyecek bir yüz, anlatılacak bir hikaye ya da tutunacak bir nesne yoktur. Sadece renkler – kırmızı, sarı, mavi – ve bu renkleri birbirine bağlayan ya da ayıran geometrik formlar mevcuttur. Üçgenler, kareler ve ince çizgilerle dolu olan tuval sessizdir; bu sessizlik ise içi boş değildir. İşte tam burada, çoğu izleyicinin geri çekildiği yerde, asıl yolculuk başlar. Ateş’in sanatı, anlaşılmayı değil, yaşanmayı bekler. Tuvaller, birer bulmaca değil, içine girilecek ve deneyimlenecek mekanlardır. Renklerin büyük alanları sizi sarar ve içinde kaybolmanızı sağlar; o derin atmosferde kendinizi bulursunuz. Bu deneyimin tanımını yapmak zordur; ne hüzün ne sevinçtir; daha çok bir genişleme hissidir, zihnin alışılmış sınırlarının ötesine geçmeniz gibidir.

Peki, tuval bize ne anlatıyor? Gerçekten bir şey mi iletiyor? Ateş, bu soruya yıllarca süren çalışmalarıyla yanıt aramıştır; ancak yanıt, kelimelerde değil, formların ve renklerin ilişkilerinde gizlidir. Onun sanatı, bir entelektüel disiplinin ürünüdür: matematiksel bir sezgiyle seçilen renkler, titizlikle hesaplanmış oranlar ve kasıtlı asimetri ile oluşturulmuştur. Bu tuvallerde rastgele bir fırça darbesine rastlamak mümkün değildir. Ancak bu hesaplılık, soğuk bir duygu yaratmaz; aksine her tabloda kristalize olmuş bir enerji bulunur – kontrol altında ama canlı, ölçülü ama özgür.

Bunun arkasında çok katmanlı bir miras yatmaktadır. Ateş, Mondrian ve Malevich’in geometrik mirasını içselleştirmiş bir sanatçıdır ve Rothko ile Motherwell’in renk alanlarından beslenmiştir. Ancak, tüm bu Batılı referansların ötesinde, daha eski ve köklü başka bir unsur vardır: Anadolu’nun mimari sessizliği, İslam sanatının arındırılmış form anlayışı ve kubbe ile minarenin gökyüzüyle kurduğu kadim geometrik diyalog. Sanatçı, bu etkileri bilinçli bir şekilde aramaz; bilinçaltından tuvale sızarlar. Sonuç olarak ortaya çıkan, ne tamamen Batılı ne de tamamen Doğulu olan, ama her iki tarafa da derin bir şekilde bağlı özgün bir görsel dil oluşturur.

Bu görsel dilin en güçlü unsuru kırmızıdır. Ateş’in son dönem “Evren Tasarımları” serilerinde kırmızı, güneşin ağırlığını, volkanın ısısını ve varoluşun ham enerjisini ifade eden bir bildiri gibi tuvale yayılır. Bu kırmızı, bir dekorasyon değil; bir iddiadır, evrenin ilahi düzeniyle yapılan sessiz bir rekabettir. Ateş’i okumak, bu katmanları anlamaya alışmayı gerektirir. İlk bakışta sadece renk ve biçim görülebilir; biraz daha dikkat edildiğinde ise mimari çağrışımlar ve kültürel imgeler belirginleşir; daha derinlere inildiğinde ise kozmolojik bir dünya görüşü ve tinsel bir arayış ortaya çıkar. Her katman, bir öncekini iptal etmez, ona eklenir. Tuval büyümez ama anlam genişler. Bu kılavuz, o genişlemeye kapı aralamaktadır.

Author: Elif Şahin